“İstanbul’un Lezzet Takvimi” adlı söyleşi dizisinde Aylin Öney Tan moderatörlüğünde her ay yemek kültürü üzerine renkli bir sohbet yürütülecek. İstanbul’un zengin kültür tarihinin farklı veçheleri üzerinde durulan söyleşi dizisinin ilk konuğu Ruhi Güler oldu. 14 Ekim Çarşamba akşamı saat 19.30’da Tarihi Merkezefendi Fırını’nda gerçekleştirilen söyleşide İstanbul’daki balık kültürü ve özellikle de lüferin tarihi üzerine konuşuldu.
“Sultan Abdülhamit’in lüfer tutmaya gittiği biliniyor.”
Ruhi Güler, Osmanlı padişahlarının balık ilgisini örneklerle anlattı:
“Uskumru dolması öncesinde var ama Lüfer dolmasının Sultan Abdülhamit için üretildiği söylenir. Sultan Abdülhamit’in lüfer tuttuğunu da bir paşanın hatıralarından biliyoruz. Cuma selamlığından sonra vapurla Büyükdere’ye doğru gitmişler. Beykoz’a geçip lüfer levazımatını aldıktan sonra akşama kadar balık tutmuşlar. Tutulan on altı balığın ikisini de bizzat Sultan Abdülhamit tutmuş. 2. Mahmud’un ise kılıç balığına bir ilgisi var. Çok severmiş. Paşaları toplayıp onlara kılıç şiş ikram edermiş.”
“Lale Devri gibi Lüfer Devri diye bir dönemden de söz ediliyor.”
Ruhi Güler, lüferin Osmanlı ve İstanbul tarihindeki önemine işaret etti:
“Asaf Muammer’in kitabını derlemiştim. Orada ilk yazıda Lale Devri gibi bir Lüfer Devri’nin de olduğu iddia ediliyor. Ama bir işaret yok, hangi dönemin kastedildiği ile ilgili. Lüfer alemlerinden, onun özelliklerinden söz ediliyor. Ben de böyle bir dönem varsa nerelere bakabiliriz, diye düşündüm. Bir dünya malzeme var. Tarihte bazı şeyler yoğunlaşıyor. Bir gün kütüphanede tesadüfen Ahmet Cevdet Paşa’nın kitabında gördüm: 1858’de olmuş bu hadise. Sultan Abdülmecit kızlarının müsrifliğine çok kızıyor. Biri hariç damat paşaları işten atmış. Diğerlerinin ise lüfer saydına, çocukluk alemine düştükleri yazıyor. Arasak bulunamayacak bir şey.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı




