İzmir’in 125 yıllık simgesi “Asrı 25 Geçe”de

tarafından
20
İzmir’in 125 yıllık simgesi “Asrı 25 Geçe”de

İzmir’in 125 yıllık hafızası bu kez kentin başka bir noktasında İzmirlileri selamlıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Kordon’daki Vasıf Çınar Sergi Alanı’nda ziyarete açtığı “Asrı 25 Geçe” sergisi, ziyaretçilerini Saat Kulesi’nin yapımından, önünde çekilmiş aile fotoğraflarına kadar kapsamlı bir zaman yolculuğuna çıkartıyor. Mert Rüstem’in koleksiyonundan seçilen tarihi kareler, 125 yıldır aynı yerde duran Saat Kulesi’nin tanıklığında İzmir’in hikâyesini anlatıyor.

İzmir’de Saat Kulesi’nin önünde kimi aile fotoğrafı çektirdi, kimi bir arkadaşını bekledi, kimi yıllar sonra aynı yere bu kez çocuğunun elinden tutarak döndü. Şimdi o hatıralar, Kordon’da İzmirlilerin günlük telaşının tam ortasında yeniden karşılarına çıkıyor. “Asrı 25 Geçe” sergisinde bir fotoğrafta artık var olmayan yapılar, diğerinde geçmişin kıyı çizgisi, bir başkasında Saat Kulesi önünde objektife bakan aileler görülüyor. Kareler değişiyor, insanlar değişiyor, meydan değişiyor; hepsinin ortasında Saat Kulesi aynı yerde kalıyor. İzmir’in kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan sergide Saat Kulesi’nin yapım süreci, mimari özellikleri, depremlerdeki durumu ve restorasyon süreci anlatılırken, gümüş maketi ile saat mekanizması da ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. Mert Rüstem’in koleksiyonundan seçilen fotoğraflar ise aynı meydanın farklı dönemlerini yan yana getirerek ziyaretçilere İzmir’in 125 yılda geçirdiği dönüşümü izleme fırsatı sunuyor.

125 yıllık hikâye serginin adına taşındı

Serginin adının, Saat Kulesi’nin ortaya çıkış hikâyesinden ve geride bıraktığı 125 yıldan geldiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Ayşegül Güngören, “125 yıl bizim için çok önemli bir rakamdı. Bu nedenle serginin adını ‘Asrı 25 Geçe’ koyduk. Saat Kulesi’ni kentin taşa işlenmiş hafızası olarak görüyoruz. Aslında onun gözünden çevresindeki değişime bakmak; 125 yıl boyunca nelere şahitlik ettiğini, nasıl hafızalara kazındığını ve fotoğraflarda nasıl yer aldığını göstermek istedik. Şehrin hikâyesini Saat Kulesi’nin bakışıyla ele almaya çalıştık” dedi. Güngören, serginin farklı kuşaklara farklı hikâyeler anlatacağını belirterek, “İzmir’in geçmişini hatırlayan kuşaklar buraya geldiklerinde kendi yaşamlarından kesitleri görecek, yaşanan değişime rağmen eski anılarını hatırlayacaklar. Genç kuşaklar ise bir zamanlar kentin nasıl bir çehreye sahip olduğunu, gündelik yaşamın nasıl aktığını, insanların Saat Kulesi’ni nasıl bir buluşma noktası olarak gördüğünü ve önünde nasıl fotoğraf çektirdiğini görecekler. Buna, aslında değişmeyen üzerinden değişime bakmak diyebiliriz” diye konuştu.

Bir aşk hikâyesi İzmir’in simgesine uzandı

Saat Kulesi’nin mimari hikâyesinin de sergide önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Güngören, yapının mimarı Raymond Charles Péré’nin İzmir’le kurduğu bağı anlatarak, “Raymond Charles Péré, bir aşk sonucunda İzmirli olmuş Fransız bir mimar, heykeltıraş ve ressam. Bir Fransız’ın bir Osmanlı kentinde, o Osmanlı kentini temsil edecek bir üslup geliştirerek oryantalist tarzda bir eser ortaya çıkarması bir eser olması çok kıymetli. Tasarımından üretimine, yerli taşların ve ithal malzemelerin birlikte kullanılmasına kadar çok özel bir yapıdan söz ediyoruz. Saat bölümünün Alman Kralı Wilhelm’in hediyesi olması, saatin bakımını çok uzun yıllardır gönüllü bir İzmirli ustanın üstlenmesi de bu hikâyenin parçaları. Biz bütün bunlara dokunan bir sergi olsun istedik” şeklinde konuştu.

125 yıldır kentin merkezindeki yerini kaybetmedi

Saat Kulesi’nin yalnızca mimari bir eser olmadığını ifade eden Güngören, “Saat Kulesi 125 yıldır merkezi konumunu hiç kaybetmedi, hiçbir yer onun önüne geçmedi. İnsanlar geçmişte olduğu gibi bugün de burada buluşuyor, onun önünde fotoğraf çektiriyor. Her yıl gerçekleştirilen 9 Eylül törenlerine hâlâ şahitlik ediyor. Bazı şeylerin 125 yıl sonra hâlâ yaşıyor olması çok kıymetli. Bunlar İzmir’in kendine has kent kültürünü ve diğer kentlerden ayrılan yerel değerlerini ortaya koyuyor. Bu değerleri yaşatmanın ve hatırlatmanın da yerel yönetimlerin görevi olduğunu düşünüyoruz” şeklinde kaydetti. 

Sergi özellikle sokağa taşındı

Serginin 9 Eylül’de ve Vasıf Çınar Sergi Alanı’nda açılmasının bilinçli bir tercih olduğunu belirten Güngören, “Vasıf Çınar Meydanı’nı ve 9 Eylül’ü özellikle seçtik. Çünkü Saat Kulesi bütün bu kurtuluş gününün simgeleri içerisinde, o sahnelerde yer alan bir yapı. Biz de onu bugün İzmirlilerle burada buluşturmak istedik. Sokak sergilerini ayrıca çok önemsiyorum; çünkü insanlar kendilerini bir sergi için özel olarak programlamadan, yürürken sanatla, bilgiyle ya da bir miras ögesiyle karşılaşabiliyor. Bunun çok önemli bir etki alanı yarattığını düşünüyorum. Sergimiz 11 Ekim’e kadar İzmirlilerle buluşmaya devam edecek” dedi.

Meydan değişti, Saat Kulesi yerinden hiç ayrılmadı

Serginin görsel belleğini oluşturan fotoğrafların önemli bir bölümü koleksiyoner Mert Rüstem’in arşivinden seçildi. Ailesinin 1897’den bu yana fotoğrafçılıkla uğraştığını, 101 yıldır Kemeraltı’nda aynı yerde mesleklerini sürdürdüklerini ve kendisinin de 1997’den bu yana özellikle İzmir ve İzmir fotoğrafhaneleri üzerine koleksiyon yaptığını anlatan Rüstem, “Bu sergide İzmir’in simgesi Saat Kulesi’ni öne çıkardık. Benim çektiğim fotoğraflar da var. Yapılışından 2000’li yıllara kadar Saat Kulesi’nin değişimini burada izleyebiliyorsunuz. Meydanda üç şey sabit kaldı; Saat Kulesi, Vali Konağı ve Yalı Camii. Bunların dışında meydan sürekli değişime uğradı. Eskiden Saat Kulesi’nin yaklaşık 300-400 metre yanında deniz ve vapur iskelesi vardı. Batı tarafında Sarı Kışla ve subay gazinosu, doğu tarafında ise limanın depoları bulunuyordu. Bunların büyük bölümü zaman içerisinde ortadan kalktı ama Saat Kulesi hep aynı kaldı” diye konuştu.

Cep telefonu yoktu, İzmirliler haberlerini çınara bırakıyordu

Saat Kulesi’nin yalnızca kentin simgesi değil, uzun yıllar İzmir’in gündelik hayatının da merkezi olduğunu anlatan Rüstem, “1990’lı yıllara kadar Konak merkez noktaydı. Vali Konağı Saat Kulesi’nin yanındaydı, mahkemeler, nüfus ve diğer kamu kurumları buradaydı, çarşı zaten çok güçlüydü. İzmir’de işiniz varsa Konak’a gelmeniz gerekiyordu ve bütün bunların dağıtım merkezi Saat Kulesi’ydi. Hemen arkasında, Vali Konağı’nın önünde büyük bir ulu çınar vardı. İnsanlar bu çınara torbalar asar, birbirlerine not bırakırlardı. Cep telefonu yoktu, iletişim çok sınırlıydı. Saat Kulesi inanılmaz bir merkezdi” ifadelerini kullandı.

125 yıl sonra bir fotoğraf hâlâ “İzmir” demeye yetiyor

Sergide yer alan fotoğrafların yalnızca kentin fiziksel dönüşümünü değil, İzmirlilerin kişisel hafızasını da taşıdığını ifade eden Rüstem, “Burada daha önce hiç görülmemiş fotoğraflar, az görülmüş nadir hava fotoğrafları var. Koleksiyon yaptığım için insanların çektiği fotoğrafları da topluyorum. Saat Kulesi önünde ailelerin hatıralarını görebiliyorsunuz. Bu hatıralara baktığınızda belki siz de çocukluğunuzu yaşayacak, annenizi, babanızı hatırlayacaksınız. Bugün gözünüzü kapattığınızda ya da herhangi bir basın organında Saat Kulesi’ni gördüğünüzde ‘İzmir’ diyebiliyorsunuz. Bunu kimse zorla yapmadı. Var olduğu mekânla ve zamana meydan okumasıyla Saat Kulesi var oldu. Savaşları, yangını gördü, depremleri yaşadı ama Osmanlı’dan günümüze gelen çok değerli bir simge olarak ayakta kaldı” şeklinde konuştu.

Depremler, restorasyonlar ve kentin büyük dönüşümünü geride bırakan Saat Kulesi bugün de Konak Atatürk Meydanı’nın merkezinde İzmir’in zamanını tutuyor. “Asrı 25 Geçe” sergisindeki fotoğraflarda ise zaman ilerliyor; meydan değişiyor, kıyı uzaklaşıyor, yapılar kayboluyor, çocuklar büyüyor ve kuşaklar birbirinin yerini alıyor. Bütün bu değişimin ortasında Saat Kulesi 125 yıldır aynı yerde durarak İzmir’in hikâyesini biriktirmeye, “Asrı 25 Geçe” sergisi de bu birikmiş hatıraları 11 Ekim’e kadar Vasıf Çınar Sergi Alanı’nda İzmirlilerle buluşturmaya devam edecek.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı